Selamawit 29 yaşında. Eritre’de ilk çocuğunu dünyaya getirdi. Ailesiyle birlikte orada çok zorluk çektikleri için İtalya’ya gitmeye karar verdiler.
Selamawit ha 29 anni. Ha avuto il suo primo figlio in Eritrea. La vita lì era dura per lei e la sua famiglia, così hanno deciso di trasferirsi in Italia.
Inga 19 yaşına girmeden hemen önce evden ayrıldı. Norveç’e gitti ve ilk çocuğunu orada dünyaya getirdi.
Inga è andata via da casa poco prima di compiere 19 anni. Si è trasferita in Norvegia e lì ha avuto il suo primo figlio.
Selamawit ikinci çocuğuna hamile kaldığında başka bir ülkede çocuk doğurmanın nasıl bir şey olacağını merak ediyordu.
Quando Selamawit è rimasta incinta del suo secondo bambino, si chiedeva come sarebbe stato avere un figlio in un paese diverso.
Selamawit ve Inga’nın birbirinden farklı hayat hikayeleri var. Selamawit daha önce doğum yaptığından dolayı rahat hissediyordu. Inga ise doğum yapma konusunu annesiyle konuşuyordu.
Selamawit e Inga provengono da situazioni diverse. Selamawit si sente tranquilla perché aveva già partorito. Inga ha parlato del parto con sua madre.
İkisi de çoğu Avrupa ülkesinde hamile kadınların doğum öncesi bakım hakkı olduğunu duymuştu. Bu, hamileyken yardım alabilecekleri anlamına geliyordu. Selamawit hamile olduğunu anlar anlamaz doktor randevusu aldı. Selamawit’in kocası onu hastaneye götürdü.
Entrambe avevano sentito dire che, nella maggior parte dei paesi europei, le donne incinta hanno diritto all’assistenza prenatale. Questo significava che sarebbero state aiutate durante la gravidanza. Selamawit ha preso appuntamento con il suo dottore non appena si è resa conto di essere incinta. Suo marito l’ha accompagnata in macchina dal dottore.
Doktor birkaç tahlil yaptı ve Selamawit’in bazı hamile kadınlarda da görülen bir tür şeker hastalığının olduğunu fark etti. Sağlıklı beslenmesi ve egzersiz yapması gerekiyordu. Selamawit, çocuğu ve kendisi hasta olmadan önce erkenden doktora gittiği için mutluydu.
Il dottore le ha fatto fare dei test da cui è risultato che aveva un tipo di diabete che alcune donne incinte hanno. Avrebbe dovuto mangiare cibo sano e fare esercizio. Selamawit era contenta di essere andata presto dal dottore, prima che lei e il suo bambino si ammalassero.
Inga’nın komşusu, Inga’nın çocuk istediğini duyunca hamile olduğunu düşündüğü an bir doktora görünmesi gerektiğini söyledi. Bu şekilde kendisinin ve çocuğunun sağlığından emin olabilirdi. Doktoru ona hamile kadınlar için önemli olan folik asit ve A vitaminini almasını söyledi.
Quando la vicina di casa ha saputo che Inga stava provando ad avere un figlio, le ha detto di andare dal dottore non appena si sarebbe accorta di essere incinta. In quel modo avrebbe potuto accertarsi che sia lei che il bambino stessero bene. Il dottore le ha consigliato di prendere acido folico, una vitamina importante in gravidanza.
Inga ve doktoru hamileliği boyunca düzenli kontroller için bir ebeyle görüşmesi konusunda anlaştılar. Ebe ona doğru dinlenme ve sağlıklı beslenme ve kendisini ve bebeğini nasıl sağlıklı tutabileceği konusunda tavsiyelerde bulundu.
Su consiglio del suo dottore, Inga è entrata in contatto con una ostetrica per effettuare controlli regolari sull’andamento della gravidanza. L’ostetrica le ha dato delle indicazioni sul cibo e sul riposo, e su come mantenere lei stessa e il bambino in buona salute e in forma.
İki kadın da sağlıklı bebeklerini dünyaya getirdiler. Selamawit’in bir oğlu olurken Inga’nın bir kızı oldu. İkisinin kocası da onlarla çok gurur duyuyor ve herkese güçlü eşleri ve sağlıklı çocuklarından bahsediyorlardı.
Entrambe le donne hanno partorito bambini sani. Selamawit ha avuto un altro maschietto, Inga una bambina. I loro mariti erano molto fieri e parlavano di mogli forti e bambini sani a tutti quelli che conoscevano.